BAŞARILI BİR GÜN GEÇİRMENİZİ DİLERİZ .

 

 

 

 

 

 

 
Nilgün NART
GENÇLERİMİZ ; Girişimcilik ve Kendini Tanıma

İnsanoğlunun doğası gereği bir şeyleri var etme, açığa çıkarma, yeniyi yaratma ve bu yolla kendini gerçekleştirme tutkusu vardır. Ve girişimcilik bir nevi kendini gerçekleştirme ve ifade etme eylemidir. Meydana getirdiği her şey insanın  "kendisidir". Çünkü ona emek verir, zaman verir, umutlarını, hayallerini, geleceğini verir. Eğer doğru yönlendirilirse ve ülke yöneticileri tarafından da desteklenirse her türlü girişimcilik, ülke ekonomisi için ilerlemenin refahın zenginliğin gelişimin de itici gücü olabilir. Özellikle de gençlerimizin dinamizmi, arayışları da dikkate alınarak eğitimleri sırasında bireyselleşmeleri desteklenebilirse ülke için çok büyük bir hazine keşfedilmiş olur. Lise ve Üniversite çağındaki gençlerin; yaşama  karşı duyduklar merak ve sevinç, bir şeyler  yapma ve bir şeyleri değiştirme isteğinin önün kesilmemesi aksine her şekilde desteklenmesi ve önünün açılması gereken bir olgudur. Gençler; idealist bir yaklaşımla ve İnsani Değerlerle beslenerek teşvik edilmelidir. “Kendilerini”; yüreklerinde kendileri için ne istiyorlarsa, nasıl istiyorlarsa gerçekleştirmeleri için, onlara engel olan her şeyin (kurallar, kurumlar, yapılar şartlar v.s) yeniden düzenlenmesi ve yapılandırılması gerekmektedir.  Gençler  ülkenin  geleceğidir. Bir sonraki  devrede  ülke  ekonomisinin dinamikleri işçisiyle patronuyla, öğretmeniyle, avukatı  ve mühendisiyle  onların  yönetiminde ve "yapışında" olacaktır. Bu nedenle çocuklarımızı eğitmek; onlara yıllanmış toplumsal kuralları öğretmekten ziyade, onların içindeki zenginliklerini açığa çıkarmalarına yardımcı olmak ve kendilerini tanımalarına rehberlik yapmaktır. Gençlere ve çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel hediye “Kendileri olmalarına izin vermektir.” Onlara eğer izin verilirse ve destek bulabilirlerse; “Kendileri” için en yüksek potansiyellerini sevgiyle yaratacaklardır. Okullarda ve aile  içi  eğitimde, genellikle çocuklarımızı içinde yaşadığımız toplumda  hangi  meslekler  revaçtaysa veya  hangi işlerin kazancı daha iyi ise ona göre yönlendirme eğilimliyizdir. Bunu gençlerin iyiliği için yaparız. Ama hiçbir zaman; bizim iyi diye nitelediğimizin, çocuklarımızın “iyisi” olup olmadığını düşünmeyiz. Ve genelde de insanlar bir ömür boyu pek de sevilmeden yapılan bir mesleği icra eder olurlar. İştir ekmek parasıdır. Gidilir gelinir. Hiçbir zaman sevemeyiz. Sırtımızda bir yük gibidir. Emeklilikle birlikte özgürleşme hayallerine bağlanmış bir yaşam süreriz. Ömrün yarısı çalışmakla geçtiğine göre, sevilmeden yapılan bir işin, kişi için ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaratabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Ve bu çalışmadan topluma ve ülkeye ne fayda geleceğini siz düşünün. Şansımız varsa ve orta yaşlarda işimizi sevmeyerek yaptığımızı fark edebilirsek, bunu değiştirme imkanına kavuşuruz. Eğer ki değişim için yeterli cesaretimiz varsa. Ve kendimize güven duygumuz büyük ölçüde zedelenmediyse Yolun başındayken; kişinin kendisi için severek yapacağı, kendisini en iyi şekilde ifade edebileceği ve yaratıcılığını kullanabileceği bir mesleği seçmesi çok önemlidir. Bu nedenle gençlerin kendilerine  ne yapabilirim,  hangi  mesleği seçebilirim, ne tür bir ekonomik girişimde bulunabilirim  sorusuna  cevap  bulmaktan ziyade,  “ÖNCE”; şu anda  yapmakta olduğum  "şeyleri" nasıl yapıyorum sorusunu kendileri  ve bireyselliklerini geliştirme adına  cevap vermelerinin  daha doğru olacağına inanıyorum. Gençler bir okulu veya mesleği seçmeden önce kendilerini tanımalıdırlar. Yeteneğinin nelere uygun olduğunu, neleri sevdiğini, neleri daha iyi yaptığını, neleri yaparken çok büyük sevinç duyduğunu bilmeyen bir insan, kısaca kendini tanımayan insan; gelecekte icra edeceği mesleğin kendisine uygun olup olmadığını nereden bilsin Kendimizi tanıd ı kça sevebiliriz. İnsan bir şeyi tam anlamadan tanımadan sevemez. İnsanın kendisini tanıması kendisini  sevmeye  başlaması demektir. Kendini seven insan yarattığı  ve yaptığı  her şeyi sever. Çünkü sevdiği işleri yapar. İşini sever, mesleğini sever. Kendini  tanıyabilen bir  insan yaşamında kendisi için doğru "şeyleri" seçebilir. Bu  eylemin dışında seçilecek olanlar, toplumun  ve içinde bulunan şartların kişiye yüklediği seçimler olacaktır.  Özellikle  genç neslin  bu farkındalıkta olması  ve bireyselliklerini bulmaları ve kendilerini tanımaları,  ülke  ekonomisinin  ve ilerde oluşturulacak girişimlerinde  sağlam temellere oturacağının göstergesi olacaktır. Bireyler  ne kadar  mutluysa,  ekonomide o kadar başarılıdır.  Çünkü  işletmelerin  günlük  veya hayati kararlarını  veren insanlardır. Kendini  seven insan işini de  sever,  verdiği kararlarda dengeli, verimli, doğru, paylaşımcı olur.

Tolstoy'un bir sözü vardır; "Güzel olan sevgili değil, sevgili olan güzeldir." Eğer  insan  kendini  tanır  ve severse  dokunduğu  her şeyi güzelleştirebilir. Yaşadığı çevreyi, işini, mesleğini, çevresindeki insanları. Bunu  başarmanın yolu da  bireyselliğin ortaya çıkması  için  gençlerimizin  kendilerine "şu anda yaptığım işi  nasıl  yapıyorum"  sorusunu  sorma  cesaretinden geçiyor. Şu anda ne yapıyorsak,  bunu nasıl yapıyoruz ? Nasıl sorusu size kişiliğinizin ipuçlarını da  verecektir.  Çünkü insanoğlu , şu anda yaptığı şey her ne ise ve bundan mutlu değilse ( nasıl yapıyorum sorusu sorulmadan yapılan iş veya eylem) bir sonraki yapacağı iş-eylem  onu yine tatmin etmeyecektir. Kişisel tatmin ve yaptığından memnun kalmak "nasıl" sorusuna   verilecek samimi bir cevapla ilgilidir. Nasıl sorusuna verdiğiniz cevap  sizi  genişletiyorsa, değişim dönüşüm isteğini açığa çıkarıyorsa ve sizi huzurlu kılıyorsa, verdiğiniz cevap samimi cevabınızdır. Bu cevap sizsinizdir. Çünkü samimi cevap eylemle birlikte gelir.
Eğer  verdiğiniz cevap sizde daralma hissi, mecburiyet, böyle olması gerekiyor, herkes böyle yapıyor, ben de böyle yapmalıyım,  ben de herkesin gittiği yoldan gitmeliyim  derseniz,  bu cevap size ait değildir. Şu ana kadar  toplumun veya  birlikte iletişimde bulunduğunuz insanların  "sizi kalıba  döktükleri"  modelin cevabıdır. Bu siz değilsiniz. Bu nedenle öncelikle “Gençlerimize” şunu  tavsiye  ediyorum; Kendinize  korkmadan sorunuz... “Benim çevremdeki insanlarla ilişkim nasıl?” ”Benim  derslerime yaklaşımım nasıl?” “Severek mi çalışıyorum?” “Seçmekte  olduğum ve ömrümün yarısını geçireceğim mesleğim beni ne şekilde tatmin edecek?”
”Benim  hayatı algılayışım nasıl?” “Hayattan ne bekliyorum?” “Hayata neyi , nasıl veriyorum?” ”Ben nasıl bir  yaşamdan, işten ve süreçlerden hoşlanırım, onların içinde beni  huzurlu ve sevinçli kılan nedir?”
Bunun gibi  pek çok soruya verilecek samimi cevaplar,  sizlerin   yaşamınızda, Toplumunuzda, Türkiye'de ve Dünyada ne yapabileceğiniz ile ilgili  cevapları da  beraberinde getirecektir. Çünkü  siz  “nasıl” sorusuna verilen cevaptan sonra; yaşamınızdaki “şeyleri”  daha iyi  ve anlamlı yaşamaya başlarsanız,  şu anda  yaptığınız her  ne ise, konu ile ilgili  daha  yaratıcı  düşüncelere  ve modellere kendinizi açmış olursunuz. Çünkü farkındalık her şeydir. Bir şeyleri değiştirebilmek için önce fark etmek gereklidir. Ve fark etmenin kendisi değişiminde anahtarıdır. Farkındalık cesareti de birlikte getirir. Ve farkındalık bir adımdır. Ve her yol bir adımla başlar. Ne yapabilirim sorusu, şu anda nasıl yapıyorum sorusunu  sormadan, yaratıcı düşünceleri çekmekte  zorlanacaktır. "Nasıl" sorusu  sizlerin  içsel yaratıcı dinamiklerinizi  harekete  geçirecek  ve yaşamı algılayışınızda bir fark yaratacaktır. Fikirlerinizde, düşüncelerinizde ve eylemlerinizde fark yaratacaktır. Bu da  yaşadığınız olaylarda fırsatları görme şansınızı  ve onları uzanıp alma cesaretinizi açığa çıkarır. İşte bu soruyu kendinize sorduğunuzda fikirleriniz bir fark yaratır, sizin ve diğerleri için bir yol açabilir. “Fikir ona derler ki; bir yol açsın, Yol ona derler ki; bir hakikate ulaşsın” Mevlana

Ve siz ne yapmak istediğinizi, "şu anda  yaptığım şeyi nasıl yapıyorum" sorusunu  cevapladığınız için daha kolay  bulursunuz  ve gerçekleştirirsiniz. Kendinize  an be an bu soruyu yönelttiğinizde, geminin  dümeninde yalnızca  SİZ olursunuz. Çünkü kaptan sizsiniz. O zaman ,  her istediğinizi yapabilir ve başarabilirsiniz. Çünkü sevdiğiniz bir işi yüreğinizden geçen bir işi yapıyor olacağınızdan başarı sizindir. Yaşamı İnsan Tadında Yaşamak; başarı sevgi bolluk ve huzur içinde olmak “İnsanoğlunun” hakkıdır.

Yaşamınızın kaptanı olursanız, Yaşamı İnsan Tadında yaşarsınız.

TÜRKİYE' NİN EN DETAYLI FİRMALAR REHBERİNDE SİZDE YERİNİZİ ALDINIZ MI ?
Giriş Sayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Sitemap
Copyright © 2007 - Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek dahi kopya edilemez.