BAŞARILI BİR GÜN GEÇİRMENİZİ DİLERİZ .

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
KÜRESEL ISINMA / Sanal Yaşamlar – SEVGİ BİLİNCİ VI
 

“Güneşin sana ulaşmasını istiyorsan gölgeden çık.” Konfüçyüs

Hayatımızda, yaşadığımız deneyimlerin değerini, o deneyimlerin yaşamımızı değiştirebilme gücü belirler.

Deneyim doğası gereği, hareket, eşzamanlılık, nesne ile birlikte gelir ve içimizde ki etkileşimi yaratarak bizim daha ileriye, evrimleşmemizi, daha kendine hakim, iradeli bir birey olarak hareket etmemizi sağlar. Neden daha kendine hakim ve iradeli bir birey olmak isteriz?

Yaşamlarımızı daha gerçek kılmak, kendimizi bu dünyada daha iyi ifade edebilmek ve ifade etmek istediğimiz, yüreğimizin onayladığı bir “Yaşamı” görünüşe çıkarmak için. Değişebilmek için.

Yoksa bizler dağ başında oturup, tek başına yaşayan ve “diğerlerini” asla görmemiş ve insan tadında bir Yaşamın değerini bilmemiş olsaydık, kendimizle neden bu kadar uğraşacaktık. Neden birbirimize yansıma ve paylaşma ihtiyacı hissedecektik. “Diğerleri” olmasaydı asla “Var” olduğumuzun hissini algılamaz ve Bilincimizin evriminde bir kerte dahi ileri gidemezdik.

İlerlemenin kaynağı da yaşantımızdaki deneyimlerimizdir. İyi-kötü, mutlu veya acı hepsi de bize, değeri sonradan anlaşılacak, birer inci tanesi bırakıp giderler. Hayatımıza giren insanlar, yaşamımızdan ayrılanlar, edilen sohbetler, küçük anlara sığdırılan mutluluklar…hepsinin de merkezinde “İnsan İlişkisi” vardır. Aslında hepimiz birbirimiz için vazgeçilmeziz.

Değerini kaybedince anladığımız “şeyler”. İnsan ilişkileri.

Teknoloji Çağı başladığından bu yana, elimizden kum taneleri gibi kayıp gidiveren zamanlar, dostlar, sevgiler, ilişkiler. Daha nereye kadar bilgisayarın başında saatlerce oturup, Sanal Bir Dünyanın içinde kendimizi ifade etmeye, dost aramaya, eskilerden kalan içimizi ısıtacak bir söz, bir şiir bulmaya veya bir “Değerli An” yakalamaya çalışacağız.

Yalnızca yalnızca “Zihnimizi” kullanarak, duygularımızı ve ruhumuzu ve asıl önemli olanda “diğer insanları” yok varsayarak, daha ne kadar bilgisayarların yanına saklanacağız.

“Sanal Dünyaya”

Dünya “küreselleşme” oyunu ile gitgide yalnızlığa itilirken ve insanlar insan olmaktan uzaklaştırılırken, insanı insan yapan değerler bir bir anılarımızdan bile sökülürken ve sanal yaşamlara hapsedilirken, yaşam gücünü nasıl kendi içimizde açığa çıkaracağız.

Elimiz yanımızdaki komşuya uzanamazken nasıl olacakta biz dünyanın geri kalanı için bir şeyler yapacağız.

Savaşlar şimdi Televizyonlarda, başkalarının hayatları dizilerde, dost selamları merhabaları e-maillerde, aşklar bile sanal oldu. Eskiden Aşk mektupları vardı fotoğraflar vardı, kurutulmuş çiçekler saklanırdı.

Şimdi ise sanal tutkulu aşıkların, sanal guruplarda, sanal e-mailleri, sanal çiçekleri, dijital fotoğrafları var.

Kızgın kalabalıklardan bunalanlar, gerçek hayatla baş edemeyenler, duygularına ve kendine hakim olamayanlar, dünyayı kulak arkası edenler, büyük şehirlerde karınca misali dört duvar içinde yaşayanlar ve gerçek insani iletişimi unutanlar veya unutmak isteyenler daha “soft” bir bitkisel yaşamı seçiyorlar.

Bu yaşamada Sanal Yaşam deniyor. Bu yaşam türünde fazla zarar görmüyorsunuz. Yaşam tek parmağınızın uçunda. Düğmeye bastınız mı hemen önünüzde beliriveriyor. Canınız daraldı mı kapatıveriyorsunuz. Kimse sizi üzemiyor. Hatta şu anda Dünyada olmakta olan bütün çirkinliği ve rezilliği ve acımasızlığı bile tek düğmede “sizin”” için “sanal dünyanız” için sona erdiriyorsunuz.

Dünyada yaşanan felaketlerin acımasızlığı, vahşet ve rezillik sizin sanal dünyanız için sona erebilir. Fakat siz uykudasınız. Sanal dünyanızın büyüsü altındasınız. Fakat gerçek dünyanız için tek elinizle kapattığınız bütün çatışma ve kaos halen devam ediyor. Gerçek dünyanız üzerinde diğer insan kardeşlerinizle beraber yaşadığınız ürettiğiniz ve tükettiğiniz ve her türlü deneyiminizi gerçekleştirdiğiniz deneyim alanınız olan gezegeniniz.

Ve gezgen gerçek olduğu için ve siz de gezegenin bir sakini olduğunuz için gerçeksiniz.

Ve gerçek Toplumsal Bilincin, dünya genelinde gücü elinde tutanlarca bilinçli ve sistematik olarak kendi çıkarları doğrultusunda uyutularak sanal dünyalara hapsedildiği gerçeğidir.

Ve gerçek dünyada savaş vahşet yıkım açlık sefalet acı, sonuna kadar tüketilmiş bir gezegen, insan olmayı ve yaşamı ıskalamış bir insan kitlesi mücadele vermektedir.

Sanal dünyaya sığınmak bütün bu gerçeği reddetmektir. Yaşana bütün bu insanlık dramına gözünü yummaktır. Yok varsaymaktır.

Sanal dünya duygularımızı uyuşturduğu için ve duygularımız, bizi harekete geçiren içgüdüleri bağrında sakladığı için eylemsizliğin– umursamazlığın eşlik ettiği bitkisel yaşamlara giriyoruz. Dünya ve insanlarla etkileşime girmeye tahammülümüz olmadığı için ve bu yeteneğimizi de sanal ortamlarda an be an kaybettiğimiz için, kendimizi değiştirme -bilinçlenme – gelişme – büyüme ivmesini kaybediyoruz.

İçimizde bananeci – ben bilirimci, yaşam mücadelesi dediği şey için küçük hesaplar yapan, görüşü dar, küçük dağları ben yarattım “benlerimizle” sanal dünyamızda yaşayıp gidiyoruz.

Yaşamlarda hiç bir şey değişmiyor. Neden?....Çünkü Eylem yok. Çünkü yüreğimizle yaşamıyoruz. Çünkü duygularımız uyuşturduk.

Fakat halen içinizde bir daralma hissi ve depresyonla mücadele ediyorsanız, yalnızlığınızda an be an ölmekte iseniz, gerçekten kapına gelen bir komşunuz yoksa, telefonlarınız çalmıyorsa, eş-dost sizi çoktan terk ettiyse, hiçbir sebep olmamasına rağmen hep bir umut içinizde baş vermeye hazır bir şekilde sizi rahatsız ediyorsa……ve siz gerçekten güneşe hasret kaldıysanız ve “Yaşamı Yaşamayı” özlediyseniz…….gölgeden çıkınız. Çünkü siz gölgede duruyorsunuz. Gölgede duran sizsiniz.

Güneş alabildiğince her yerde. Siz hareket geçmezseniz hep o gölgede kalacaksınız. Ve bir gün bakacaksınız ki “Yaşamadığınız Yaşamın” Güneşi gecenin kollarına sarmalanmakta. Ve siz artık isteseniz de Güneşe yürüyemeyeceksiniz. Güneş çoktan ufuktan gitti.

“Güneş”; Dostlarla edilen sohbetlerdir, güneş akşam vakti sevgiliyle bir yürüyüştür, bir arkadaşın gözlerine bakarak onun derdini dinlemek, yeri geldiğinde sırtına dokunmaktır, küçük bir çocuğun gözyaşlarını silmektir, nedensiz bir insana gülümsemektir, bir insan kardeşinin yaşamına anlam katabilmektir, balkonda çiçek büyütmektir, kitap okumaktır, sevmektir, gülmektir, paylaşmaktır. Belki de yaşamımızdaki bir şeyleri bırakıp gidivermektir. İşimizi değiştirmektir. Evimizi değiştirmektir. Size gerçekten yüreğinizi titreten “şeyleri” yapmaktır.

Güneş çıkmak halen bir seçim şansınızın olduğunu ve iyi bir yaşamı hak ettiğinize inanmak ve değişmektir.

Değişmek seçimle mümkündür. Seçim dünyanın yaşadığı sefaleti ve yıkımı görmekle mümkündür. Gerçek görmek fark etmektir. Dünyada ne olduğunu açık seçik idrak etmek demektir.

İdrak insanı seçime götürür. Seçim değişimi başlatır.

Yaşam için daha iyi bir yol mutlaka vardır.

“Güneş”; Yaşamı, İnsan tadında, korkusuzca, yüreğinizde hissederek

Yaşamı Gerçekten Yaşayabilmektir.

“Güneş”; herkese ve her şeye rağmen Kendiniz olabilmektir.

Nilgün Nart

TÜRKİYE' NİN EN DETAYLI FİRMALAR REHBERİNDE SİZDE YERİNİZİ ALDINIZ MI ?
Giriş Sayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Sitemap
Copyright © 2007 - Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek dahi kopya edilemez.